İş Hayatında 10 Adımda Yaratıcı Düşünme

bang-neuro-smartcon-1

Günümüzde, rekabet ortamında güçlü kalmak, marka değerini yükseltmek ve müşteri deneyimini her an en iyi seviyede tutmak isteyen kurumlar, insanı merkezine alan, yenilikçi ve yaratıcı ürün ve hizmetler sunmaya odaklanıyor.

Yaratıcı yönlerini geliştirip daha inovatif fikirler üretmek isteyen; pazarlama, yazılım, strateji, iş geliştirme, tasarım, mühendislik, mimarlık, girişimcilik ve diğer iş kollarındaki tüm profesyoneller bu amaçlarını gerçekleştirmek için günümüzün karmaşık iş ortamında yeni ve etkili bir yol arayışı içinde.  Bu koşullarda profesyonellerin yeni iş yapış şekilleri ve fikirleri üretmek için sadece mantıksal yaklaşım, analiz etme gibi sol beyin yetkinliklerini değil, aynı zamanda; yaratıcılık, farklı düşünme, patern yakalama, empati, gözlem, doğru soruları sorma gibi sağ beyin yetkinliklerini de geliştirip, kullanabilecekleri yeni bir düşünce yapısına ihtiyaçları var.

Yaratıcılığı merkeze alan bu düşünce yapısını harekete geçirebilmek için uygulanabilecek 10 etkili adım bulunmakta:

Hayatınıza sanat katın

“İlham, akıl ve coşkunun bir araya gelmesidir.” Michalengelo

İş dünyasında sıklıkla ihtiyaç duyulan bazı sağ beyin yetkinlikleri oluyor. Örneğin kullanıcı araştırmalarında doğru soruları sorma, gözlem yapabilme yetkinliklerine ihtiyaç duyulurken, geri bildirimleri yorumlamada empati yapma, içgörü tespitinde ögeler arasındaki paternleri yakalama, fikir geliştirirken farklı düşünme, konsept tasarımı yaparken ise görsel düşünme yetkinliklerine ihtiyaç duyuluyor. Son yıllarda, önemli akademik kurumların desteklediği “Artful Thinking” (sanatsal düşünme) düşünce biçimi, bu yetkinliklerin geliştirilmesi için en etkili ve yaratıcı yol kabul ediliyor. Michalengelo’nun ifadesindeki gibi iş dünyasındaki teknikleri (akıl) Artful Thinking pratikleri (coşku) ile harmanlayarak yaratıcı fikirlere (ilham) ulaşılabilir.

Sanat ile farklı görmeye başlayan beyin iş yaşamı dahil hayatın her alanında yaşanan deneyimleri daha yaratıcı çıkarımlar yapmak üzere kullanmaya başlıyor. Ayrıca artan kişisel entelektüellik ve yaratıcılık seviyeleri sayesinde insanlar iş ve kişisel hayatlarından daha fazla keyif almaya başlıyorlar.

Akış haline geçin

Şirketlerin sermayesi, bilançosundaki finansal sermaye veya çalışanların sayısı ile ölçülmekten ziyade, şirket çalışanlarının mutlu ve pozitif olması ile birebir ilişkili. Çünkü sadece mutlu ve pozitif çalışanlar şirketlerinin finansal sermayesini yenilikçi ürünlere ve keyifli deneyimlere dönüştürebiliyor.

1970’li yıllarda Mihaly Csikzentmihalyi akış halini almak, mutlu ve sezgisel-yaratıcı tarafta olmak için iki şeye ihtiyaç olduğu teorisini ortaya koymuştur: dopamin salgılamaya yetecek kadar sorumluluk almak (challenge) ve bu dopamin enerjisini fikir ve sonuçlara dönüştürmemize yetecek seviyede yetkinliklere sahip olmak. ArtBizTech olarak farklı sektörlerden pek çok firmada uyguladığımız tasarım odaklı düşünme (design thinking) inovasyon workshoplarında çalışanların yetkinliklerini kendi standart görev alanları dışında şirket içindeki farklı sorunları (challenge) çözmek için de kullandıklarına, bu sayede akış anlarını deneyimlediklerine şahit olmaktayız.

Farklı disiplinlerden insanlarla bir araya gelin

Tasarım odaklı düşünme (design thinking) workshoplarında farklı disiplinlerden kişilerin belirlenen konular üzerinde birlikte çalışmaları birbirini tetikleyen fikirlere vesile oluyor. Hem içgörüleri yakalarken hem de fikir geliştirirken farklı perspektifler ortaya çıkıyor. Ekiplerin, takım ruhunu koruyarak ve birbirlerinden ilham alarak gelişime gidebildikleri gözlemleniyor.

ArtBizTech olarak farklı disiplinlerden insanları bir araya getirmek, sanattan ilham alan inovasyon projelerinin önünü açmak ve genç sanatçıların teknolojik ve bilimsel unsurlar içeren sanatsal üretimlerini desteklemek hedefiyle her sene bang. Art Innovation Prix’i organize ediyoruz. Program, güzel sanatlar, mühendislik, tasarım, biyomedikal gibi farklı disiplinlerden herkesin yapay zeka, büyük veri, nesnelerin interneti, genetik, robotik gibi alanlarda inovasyona ilham veren projelerini destekliyor. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen “bang. Art Innovation Prix”, her alandan 35 yaş altı gençlerin kinetik sanat, yeni medya, veri sanatı ve biyo-sanat kategorilerinde, sanat ve teknoloji yoluyla inovatif çağrışımlar yapan projelerini 25 Ekim 2018 itibariyle açılan başvuru sürecine davet ediyor. 2019 jürisi Borusan Holding CEO’su Agah Uğur, İstanbul Bienali Direktörü Bige Örer, sanatçı, küratör, eğitimci Ekmel Ertan, ODTÜ Enformatik Enstitüsü’nde çalışmalarını yürüten  Dr. Öğretim Üyesi Elif Sürer, çalışmalarına Stanford Üniversitesi Genom Teknoloji Merkezi’nde devam eden Dr. Gözde Durmuş ve yeni medya sanatçısı Ozan Türkkan’dan oluşuyor. bang. Art Innovation Prix’in başvuruları 17 Aralık 2018 tarihinde son bulacak. (Detaylı bilgi için: www.bangprix.org ). Jüri tarafından seçilen ve 2019 Mayıs ayında düzenlenecek sergide yer alacak projeler, iş ve teknoloji dünyasından profesyoneller, akademisyenler, sanatçılar ve tasarımcılardan oluşan mentorlar ile tanışma ve projelerini geliştirme aşamasında destek alma imkanı elde edecekler.

Dijital sanat ve nöroestetikle enerjinizi yükseltin

Farklı ekiplerin bir araya gelerek çalışması, dijital sanat ile farklı keşiflerde bulunması, deneyim süreçlerine dahil olması ve çevrelerindeki diğer insanlarla tüm deneyimlerini paylaşarak yeni bir enerji oluşturması yeni bir dil oluşturuyor. Bu yeni dil çalışanların nasıl daha yaratıcı olabilecekleri konusunda onlara ilham veren kaynaklar olarak karşımıza çıkıyor.  Günümüzde dijital sanatların nöroestetik ile birleşmesi dijital dönüşümü yaşayan şirketlere, çalışanlarının nasıl daha pozitif, motive ve enerjiye sahip olabilecekleri konusunda ilham oluyor.

Bu alanda ArtBizTech tarafından geliştirilen bang.Neuro (www.bangneuro.com)  projesi hikayesini, somut davranışlarımızın soyut hislere bürünerek yeniden ortaya çıkmasını, renklerle temas etmesini ve yeniden doğmasını yapay zeka üzerinden ele alarak bir sanat eserine dönüştürüyor. Günlük hayatımızın akışındaki insan ilişkilerinin bir yansımasından oluşan ve mimik veri tabanı üzerinden insanların sosyal etkileşimine odaklanan bang. Neuro, kişilerin mutlu oldukları anlarda vermiş oldukları pozitif tepkiler üzerinde temellenerek estetik ve bilim üzerinden yapılan araştırmaları da kapsıyor. Sanal gerçeklik ve projeksiyon üzerinden deneyimlenebilen bang.Neuro bulunduğu ortamlarda çalışanların akışa geçmelerine ve pozitif enerji hissetmelerine destek oluyor.

Doğadan ilham alın

Doğa, sürekli bir yaratıcılık sürecindedir. İnovasyon ise doğanın yaratıcı eserlerini gözlemleyerek bunları belirli gereksinimleri karşılamak için kullanıyor. Steve Jobs doğadan ilham alıp, insanların doğal davranışlarını ürün geliştirme sürecinin merkezine yerleştirerek yüksek teknoloji endüstrisinde devrim yarattı. Bu yaklaşım, şimdiye kadar yaratılmış kullanılabilirliği en yüksek tüketici elektroniği ürünlerinin geliştirilmesini sağladı. Mimari alanda Mimar Sinan ve Gaudi’nin doğadan ilham alan tasarımlarıyla zamanın en inovatif mimari çözümlerine imza attıklarını, Cezanne ve Monet gibi empresyonist ressamların ise modern resim tekniklerini doğadan ilham alarak yarattıklarını görüyoruz.

Yapıbozumunu kullanın

Kübist ressam Picasso’nun üç boyutlu nesneleri iki boyutlu tuvale aktarırken kullandığı teknik olan yapıbozumu, temelinde olayları, durumları, kavramları detaylıca analiz etmeye dayanıyor. Henry Ford’un “büyük sorun yoktur, onu oluşturan birçok küçük sorun vardır” sözünden de yola çıkarak karşılaştığımız sorunları yapıbozumuna uğratarak küçük parçalara ayırdıktan sonra çözüm arayışına girmek bize farklı perspektifler sunuyor. Tasarım odaklı düşünme workshoplarında zihin haritalandırma (mindmapping) tekniğini bu anlamda etkili bir yöntem olarak kullanmaktayız.

Kavramsallaştırma yetkinliğinizi geliştirin

Bilgi çağının yerini kavramsal çağ aldı ve bu çağda ancak sahip olduğu bilgiyi sistematik bir şekilde somut konseptlerle birleştirebilenler başarılı oluyor. Yaratıcı fikirleri bulmak kadar, bu fikirleri yaratıcı şekilde kavramsallaştırmanın da kritik önemini görüyoruz. Temelleri Marcel Duchamp tarafından atılan kavramsal sanatın örneklerini incelemek ve farklı fikirlerin sanatsal bir şekilde nasıl kavramsallaştırıldığını görmek iş ve teknoloji dünyası açısından da bu anlamda ilham verici oluyor.

Optimistik yaklaşıma sahip olun

Sorunları çözmeye, yaratıcı bir çözüm bulacağına inanarak başlayan insanlarda hedefe ulaşma yüzdesinin daha yüksek olduğu gözlemleniyor. Çözüm sürecindeki tüm aksiliklere ve kısıtlamalara rağmen pozitif düşünce yapısından vazgeçmeyenler, daha yaratıcı çözümler bulabiliyor. “Yaratıcılık, kısıtlamaları sever” ifadesi bu durumu net bir şekilde ifade ediyor.

Hayal Etmenin Ötesine Geçin

Sarah Ban Breathnach’ın dediği gibi “dünyanın hayal edenlere ihtiyacı vardır, yapanlara da ihtiyacı vardır; ancak en çok hayal edip yapanlara ihtiyacı vardır.” Bu anlamda hayalperestlik ve yaratıcılık farklı kavramlardır. Hayalperestlikten, yaratıcılık aşamasına geçebilmek için Design Thinking workshoplarında çıkan fikirlerin prototiplenerek çözüm konseptlerine dönüştürülmesi önemli bir unsur. Daha sonrasında ise bu çözümlerin daha detaylı tasarlanarak inovatif müşteri deneyimleri (CX), çalışan deneyimleri (EX), kullanıcı deneyimleri (UX) ve servis tasarımlarına dönüştürülmesi yani Design Thinking + Design Doing birlikteliğinin sağlanması gerekiyor. 4 Aralık’ta BA-works (www.ba-works.com ) tarafından gerçekleştirilecek Uluslararası BAistanbul konferansında (www.baistanbul.org)  farklı ülkelerden sanat, iş ve teknoloji dünyasının önemli temsilcileri Design Thinking + Design Doing + Yaratılıcılık kavramlarının birlikte en etkili şekilde nasıl uygulanabileceğini aktaracaklar. Katılımcılar konefrans alanına kurulacak Design Thinking + Design Doing Studio’da bu kavramları örnek vakalar üzerinden uzmanlarla birlikte deneyimleme fırsatı da bulacaklar.

Çok çalışın!

En üst seviyede yaratıcılığa sahip olan bireylerin bile çok çalışmadan mükemmel konseptlere ulaşması mümkün olmuyor. Çok çalışmak sadece iş dünyasının değil, bilim ve sanat gibi diğer alanların da en büyük sırrı. Einstein’ın “Ben çok zeki değilim; sadece bir problemle uğraşma sürem daha uzun.” söyleminden, Picasso’unun hayatı boyunca 10.000’den fazla eser üretmesinden ve Michelangelo’nun Sistine Şapelindeki freskleri 4.5 yıl boyunca sert bir iskeleye uzanarak sırt üstü çalışarak  yapmasından da anlaşılacağı üzere en yaratıcı bilim insanlarının ve sanatçıların bu başarıyı yaratıcılığın üzerine çok çalışmayı ekleyerek elde ettiklerini görüyoruz.

ArtBizTech