blog. #3 : Laboratuvardan Sonra

Günümüzde sanatçı, stüdyosundan çıkarak kendini bir bilim insanı gibi gören ve teknolojiyi keşfetmeye yönelik araştırmalar yapan, tek başına çalışmaktan ziyade farklı disiplinlerden gelen kişilerle çalışan, deneyim sürecine dahil olan, felsefi ve sosyal sorunları yeni bir dil üzerinden ele alan; laboratuvar ortamında mercek altında çözüm arayan, yapay zeka, canlı sistemler, kinetik, robotik gibi alanlarda yeni perspektifler üreten, hem bugünü hem de geleceği kurgulayan kişidir. Kurguladığı düzende, yıkıp yeniden inşa ederek ve inşa sürecinde yeni izlenimlerle yola çıkarak idealar ortaya koyar; algıları, zaman ve mekan içerisinde zihninde yer edinerek kendini konumlandırır.

Teknoloji ile birlikte değişen iletişim şekillerimiz, günümüzde birçok şeyi jestler üzerinden algılamamızı sağlıyor. Ekran üzerinden algıladıklarımıza veya ekranlardan da bağımsız olarak algıladığımız her şeye yakınlaşarak, büyüterek görme arzusu güdüyoruz. Dolasıyla algılarımıza eklenen jestler zihnimizdeki izlenimlerimizi de etkiliyor. Dijital sanatlarla günümüzde değişen algılarımız bedenimize müdahale ederek bize deneyimler sunuyor. Örneğin; frekanslar, titreşimler (body performance) bu durumdaki deneyimler, teknolojinin bize sunduğu, koşul verdiği bir şeylere karşılık vererek iletişime geçiyor. “VR, AR,” gibi teknolojiler göremediğimiz ama hissettiğimiz, yer ve zamanın sonsuzlukta olduğu yapay, ütopik veya gerçek deneyimleri sunuyor.

Gördüğümüz nesnelerin görüntüleri retinada oluşan iz ve duyularla ilgilidir, nesnelerin görünümleri ise onların forma girmiş halleridir. Yapıt, iz bırakan bir deneyimleme ve izlemedir. Önceden sadece izlenim olan, teknolojinin gelişmesi ve malzemenin farklılaşması ile izlemeye ek olarak beş duyu organımızla algılama gerçekleşmektedir. Bu noktada “Hume’un ifade ettiği gibi bir nesne fikrini oluşturmak ile fikir oluşturmak aynı şeydir” (David Hume, An Enquiry concerning Human Understanding, Tom l. Beauchamp). Bir malzemeye ek olarak teknolojik bir yenilik sunuyor olmak onu bir yapıt olarak yeniden sunmaktır.

“To form the idea of an object and to form an idea simply is the same thing; the reference of the idea to an object being an extraneous denomination, of which in itself it bears no mark or character.” (Hume’s Treatise, edited by Donald C. Aınslie and Anne Marie Butler)

Deneyim yaşamsal, zihinsel, bedensel olmak üzere kendi kategorilerine ayrılarak yaşayış, algılama ve görme biçimlerimizle hayatımızın her anındaki akışı etkilemektedir. Bu anların içerisinde gerçekleştirmek isteyip de gerçekleştiremediğimiz akış durumu yaşadığımız anların birikimini ele almakta, zaman içerisine bu anları dağıtmakta ve dağılan, etrafa saçılan her eksik parça yeni bir yapılanma, yeni bir inşa ve yeni bir nefes alma süreci olarak karşımıza çıkmaktadır. Dijital sanatlardaki deneyim zamanın akmasının aksine merak edilen zamanlar arasında geçiş sağlayan; gelecekten geçmişe dönen, şimdiyi yaşayan ve şimdiden hemen sonraya referans veren, geçmişin izleriyle geleceğe karşı koyan ve aynı izlerle hem geleceği yıkan hem yeniden inşa eden bir süreçtir.

Teknolojik eserler zamanla insan vücudunun bir uzantısı haline gelir. Bu ilişkilerde teknolojiler gerçeğe kendi verilerinden erişim sağlamaktadır çünkü bunlar geçmiş deneyimlerin birleşerek ortaya çıkmasıdır, dolasıyla yorumlama gerektiren gerçekliğin bir temsilini sağlar. Değişen deneyimlerimiz gün geçtikçe bedenimizi biraz daha zorlayarak zaman ve mekan algımızı, deneyimlerimizi bir şekilde değiştirerek farklı dünyalar sunacaktır.

Esra ÖzkanCurator of bang. Art Innovation Prix